1. BÖLÜM: Fırtınanın Eşiğinde
Ufuk çizgisi, gecenin karanlığıyla denizin hırçın dalgaları arasında kaybolmuştu. Güvertede esen rüzgâr, yalnızca tuz kokusunu değil, yıllardır biriken fırtınanın da habercisiydi. Uzakta, şimşekler gökyüzünü yırtarak iki geminin siluetini bir anlığına aydınlattı — iki kaptan, aynı suyun üzerinde, farklı rotalar çiziyordu.
Kaptan, ellerini dümenin ahşap kabzasına sıkıca kilitledi. Gözlerini bir an bile kararan dalgalardan ayırmadı. Çünkü bilirdi: "Kaptanlar emir almaz, emir verir." Ancak deniz, kurallarını kimseye sormadan yazan tek efendiydi. Fırtına yaklaştıkça geçmişin hesapları da güverteye çıkıyor; gurur ile duygu arasında sıkışan bir lider, rotasını tutup tutamayacağını kendi içinde sorguluyordu.